24 Şubat 2012 Cuma

BİR EL OLABİLMEK

BİR EL OLABİLMEK


Çok sevdiğim ve güvendiğim bir dostum var.Ne akrabam,ne arkadaşım,ne yaşıtım ama ne zaman telefon açsam bana yardım eli uzatan bir dost…Yıllar önce Milli Eğitim Bakanlığı bünyesinde görev yaparken yollarımızın karşılaştığı benden yaşça büyük hocam diye hitap ettiğim bir dost…Saygı ile ama hiç çekinmeden her telefon açtığımda sesinden bana yardım edeceği güvenini aldığım bir dost…Her daim yapabileceği bir şey olduğunda eğip bükmeden yapabileceğini söyleyen ve yapan bir dost…Yapamayacağı bir konu ise yol gösteren ve sen yapamadığında senin yükünü üzerinden sen gönder ben bir konuşayım diyen bir dost…Gözlüklerinin arkasından sevgi ve güvenle bakan bir dost…Elinizi uzattığınızda elini çekmeyen güvenle sıkan bir dost…

Lokman hocam sizden bahsediyorum, adınız gibi göreviniz dahilinde her derde deva yardımı esirgemeyen , uzattığınız eli tutan, yardım eden, yapabileceğini yapan bir insansınız siz…Kilometrelerce öteden aradım geçende sizi, kardeşimin oğlu için dershane ile ilgili destek ve yardım istedim sizden,yıllar geçmesine rağmen beni hatırladınız,ilk yıllarda ki kadar sıcak ve ilgili ses tonunuz ile yavaş ve sakin beni dinlediniz ve yapılması gerekeni yine her zaman ki gibi beni hiç şaşırtmadan yaptınız.İstikrar ile yardım elinizi yine uzattınız.Teşekkür etmek istedim size iyilik akıtan bir el olabilme gücünü bana gösterdiğiniz için… Bir elin gücünü görme, yardım etme ve destek olma , iyilik yapma,istenen iyiliği yürekten görebilme ve cevap verebilme gücünü bana gösterdiğiniz için…Bana bir elin ne anlama geldiğini gösterip, örnek olduğunuz için hem de bunu yaparken hiçbir fazladan tavır takınmayıp yapılan iyiliği abartmadan yaptığınız için…

Bir el ; bir çok anlam taşıyor aslında, veren ,alan,ileten,yönlendiren,seven ya da iten,döven,istemeyen…Siz ve düşünüşünüz ne ise onu yansıtıyor adeta.Ya şifa oluyor insanlara ya da istenmeyen…Bir elin önemini bir dost ile birleştirdim düşüncelerimde çünkü bu dost insanda ben hep veren el olmayı gördüm ve insanların gözünde veren el olmanın anlamını…Onun için böyle insanlar örnek ve yardımcı olduğu için gerekli, insanların mücadele dünyalarına iyi örnek ve ulaşılması gereken iyilik hedefini gösterdikleri için…Yolumu bu konuda çizme de bir farkındalık daha keşfettim böylece ,yolunu böyle çizip başaranları görmek,onların varlığını ve önemini hissetmek cesaretini artırıyor insanın,ne diyeyim yolumuz açık ola…

GÖNÜLDEN VEREBİLMEK

Sabah saatleri sakin ve sessiz hazırlanıyor ve keyifle dersi tamamlıyoruz. Dersin başında yanına oturduğum arkadaşımla toparlanırken sohbet etmeye başlıyoruz. Sakin ve dinginiz, yüzlerimiz yoganın etkisi ile biraz yorgun bakıyor ama sohbetimiz arasında birkaç kelime dikkatimi çekiyor.

İyilik yaptığımda çok karşılığını bulamadım ben diyor arkadaşım…Şaşırıyorum , ağzımdan ama sen karşılık mı bekledin? sözleri dökülüyor. O da fark ediyor ben söyleyince; sadece dilime geleni hemen söylediğimi fark ediyorum ama beynimden ve yüreğimden geçendi tutamıyorum.Yok, yani tabi öyle değil ama çok kazıklar yedim arkadaşım ,iyilik yapıp karşılığını bulamadım ondan dedim diyor biraz mahçup mu oluyor ne, bir tedirginlik hissediyorum sanırım ben söyleyince fark ediyor…

Eğer yapılan bir karşılık bekliyorsa o iyilik değil alışveriş oluyor.Adı üzerinde alışveriş,alma ve karşılığında alma hali..Oysa iyilik içinden gelerek sonrasında ne alır,ne veririm hesabı yapılmadan olabilmeli,ne kazanırım diye düşündün mü işin maddi kısmı söz konusu oluyor.Yapılan iyilik elle tutulur gözle görülür bir somut hale dönüşüveriyor.Somut kavramının içine hesap kitap işleri,alma verme hali,aldığın ile verdiğinin birbirine denk olması hali gibi bir çok durum giriveriyor.İşte o zaman da alan el ile veren el durumu çıkıyor.Oysa biliyoruz ki veren el alan elden kat kat üstün…Ne düşünürsen,ne verirsen olduğu gibi geri geliyor.

İyiyi düşünmek onun için iyi olanın kârı. Bu arada iyilik yapma hali ; yürekten,hiçbir koşula,itelemeye ve kısıtlamaya gerek kalmaksızın yüreğinden gelerek yapılan bir davranış…Bunun için kimse seni zorlamadan elin gidiyorsa cebine ,önünde duran yemeğe veya elindeki kağıda,malzemeye her ne var ise ona,istenen veya gözle istendiğini hissettiğin her ne ise ihtiyaç olunana, gönülden ve hiçbir eksilme hissi duymadan gidiyorsa ve sen bunu yapabiliyorsan işte o iyilik…

Ondan diyor dilim sen karşılık mı bekledin? diye..Beklenerek yapılan iyilik olmadığından belki geriye dönmediğinde kişi hesap kitap işine giriyor karşılığını bulamadığım dediği ,yaptığı alışveriş hali..

İyiliği hissettiğinde zaten ona dönecek mi dönmeyecek mi diye bir hesabı yok ki yapanın sadece ihtiyacı olana,yardım isteyene ulaşma hali onu mutlu eden …Zaten o yaptığı anda güler yüzle,gönülden bir teşekkür ile o ruh rahatlamasına ve manevi hazza erişiyor,sonrası mı?..Belki vakti geldiğinde,ihtiyacı olduğunda kim bilir karşısına çıkacak bir iyilik meleği onu da bulacaktır.Ondan diyorum iyiliği,iyilik olduğunu düşündüğün hiçbir şeyi bekletme,hesap etme,ihtiyaç olduğunu düşündüğün anda ve zamanda ulaştır yerine kimbilir belki bir gün senin de ihtiyacın olur???

18 Şubat 2012 Cumartesi

BU DERS BAŞKAYDI DİYEBİLMEK

Hergün,her an,her olay,her gülümseyiş,her düşünüş,her duyumsadığın sende etki bırakan bir ders arkadaşlar.Farkındayız yada yanından geçip gidiyoruz her olanın,yaşanmışlığın,ne zaman meydana geldi bu deyip bazen şaşırıyoruz,nerede oldu bu yahu deyip zihnimizi zorluyoruz.Bazen tam ortasında hissediyoruz olanın bazen bir çocuk saflığında birinin bize hatırlatması gerekiyor olup biteni...
Her öğrenileni,bir ders, gelişim ve değişim, başkalaşım olarak alabilmek gerek.Yani çevremizde olup bitenin farkına varmak,burada bana anlatılan neydi diye biraz düşünmek gerek...Yola çıktığını hissettiğinde yanında sana rehber olacak bir çok yardımcı da seninle yoculuğa çıkıyor.Yaşadığımız bir olay,bir farkındalık yaratıyorsa bir ders daha işlenmiş ve zihin dünyandaki yerini almış oluyor.Yeter ki algı dünyamız açık olsun ,yolculuğumuzda kimlerle yürüdüğümüze,seyahatimize kimlerin eşlik ettiğine dikkat edelim.Yaşadığımız olaylardan ya da yaşananlardan kendi payımıza düşen dersleri iyi derleyelim.Her doğan günü yaşanacak yeni anların başlangıcı olarak fark edip iyilik ve sevgi ile geleni görebilelim.Yani her dersi başka değişim ve gelişmelerin habercisi olarak değerlendirelim ve bu ders başkaydı diyecek kadar yürekten sevgi ile karşılayalım.....

11 Şubat 2012 Cumartesi

KENDİNİ YARATMAK...

Negatif düşünceler ile yüklendiğimizde Bilgeliğimiz egoya,Sevgimiz bağımlılığa, Saadetimiz şehvete,Huzurumuz açgözlülüğe,Gücümüz öfkeye dönüşüyor.Düşüncelerimizi negatiften çevirmek ile Öfkemizi kararlılığa,Üzüntülerimizi şefkate ,Suçluluklarımızı özdeğere dönüştürülmesinİ sağlayabiliriz.Bu sözlerle başlıyor seminer...
Affedebilmeliyiz öncelikle,her affedemediğimiz biz de tahribat yapıyor,düşüncelerimizde,bedenimizde gönül dünyamızı yanıtan ruhlarımızda..Affedemediğim var mı diye soruyor semineri sunan düşünüyorum aklıma bir iki şey geliyor ama takıntı yapmadığımı,yaşantıma devam edebildiğimi düşünüyorum,bazıları yazıyor ben ise notlar alıyorum.Evet affedemediğim ciddi bir şey yok gibi...Ne olacaksa olmuştur,Ne olacaksa olacaktır...Bu düşünce ile hareket ettin mi negatif düşünceyi iptal edip yerine daha olumlu bir bakış açısını koyabilmek daha kolay olacak.Japonlar bahçelerini önce heryerine çim ile kaplı olacak şekilde ekerlermiş.İnsanlar üzerinde dolaşmaya başladığında geçtikleri yolları görür taşları ona göre döşerlermiş,yani dayatma yok,gerektiği şekilde bu gün ise Kalamış parkında yürüyüş yaptık kızlarımla dikkatimi çekti bu konu biz hep çimlerin üzerinde yeni alternatif yollar açmışız normal dayatılan yollara alternatif...Evet eğer bizi üzen olumsuz olduğunu gördüğümüz bir davranışı, yolu,düşünceyi patikaları değiştirir gibi alışkanlıklarımızı değiştirebilmeliyiz.Bu konuda en iyi yanımız hayalgücümüz tabii...
Nitelikli bir yaşam için insanların sahip olduğu çok önemli güçleri var.Herhangi bir tehlikeyi sezdiğimizde oluşturduğumuz kendi içine dönebilme gücümüz,bir bavul ne kadar alıyorsa sadece o kadar yükü alabilmemizi ve fazlasını bırakmamız gerektiren  toparlanma gücümüz,sadece aklımız ile değil gönül ve kalbimiz ile de değerlendirme yapmamızı sağlayan tolerans gücümüz,bir nehir gibi hayatın akışına katılabilmemizi sağlayan uyum gücümüz,yanlış ile doğruyu faydalı ile faydasızı ayırt etmemizi sağlayan ayırt edebilme gücümüz,yargılamadan empati kurarak muhakeme edebilme gücümüz,cesaretle kendi eksiklerimizi ve yanlışlarımızı görüp bunlarla yüzleşebilme gücü,affedebilme gücü,ve ne olduğunuzun farkına varmanızı sağlayan özfarkındalık gücümüz...İşte tüm bunlar , bizim hayatta kalmamızı sağlayan , bizi güçlendiren ve değişerek,gelişerek kendimizi  yarattığımız insani yönlerimiz.Her şey bizim elimizde pozitif düşünüp, gelişime açık olarak kendimizi yaratmak,ya da olduğumuz kalıplar içinde var olan olumsuzluklarımız ile değişmeden devam etmek, seçim bizlerin.Onun için diyorum ya farkında olmak aynı zamanda kendini de yaratmaktır arkadaşlar.....

8 Şubat 2012 Çarşamba

DAHA YOLUN BAŞINDAYIM

Yaş kemale erip yeni yollar açıldığını gördüğümde kayıtsız kalamadım ben, o nedenledir ki bu yazdıklarım öğrenme yolunda edindiklerim...Bu ara rahat yazıyorum,başarabilirsem de bir kitap oluşturmayı düşünüyorum.Yaz başında bir seminer çalışmasına katıldım.Biraz ruha iyi gelen,insanı zihinsel yoğunluktan uzak tutup kendi iç sesi ile kalmasını sağlayan bir seminer,yazdıklarım kendimde geliştirdiklerim,yol gösterici olabilecek insana ait olanlar...
Gittiğim seminer çalışmasının olması gereken olduğunu
okudukça fark etmeye başladım.İhtiyacım olana göre ve ihityacım olduğu kadardı.Benim düşünce dünyamı genişletti,farkına varmamı,düşünmemi,okumamı sağladı.Bu sayede bir çok sebebi dışarda değil,içimde aramayı,bulmayı,çözümü üretmeyi.Başlangıçtı,yol açtı,açılan yolda yavaş yavaş öğrenerek,okuyarak ilerlememe sebeb oldu.Vakti gelmişti,daha yolun başındayım,daha çok işim var diyorum ve ilerlemeye çalışıyorum.Gerçek sevenlerin, yol gösteren içerdeki bize ulaşmamız için yolu arayıp bulalım,öğrenelim diye acılarımıza tuz ekenler olduğunu fark ettim.Bizi koruyanlarbizi bizden alıkoymuşlar diyor bir yazar okuduğum kitaplardan birisinde.Bilmeden değil mi korumalar,gerektiği kadar olmalı ruhlarımızın gelişmesini ebgellemeyecek kadar diyorum ben de işte yeni bir şey daha öğreniyorum böylece...