25 Ağustos 2013 Pazar
KİTABIM OKUYUCU İLE BULUŞTU ŞİMDİ GELENİ FARK EDEREK SEVGİ İLE KABULLENME VAKTİDİR:)
Sakin ve nahif bir sesi var.Çok dikkatli hiç bir ayrıntıyı gözden kaçırmadan takip ediyor.Konuşurken diğer ayrıntıları dikkatle izliyor ve yerine getiriyor.100 Yıllık bir yayın evinin yöneticisi Birgül hanım saygın , sana elindeki yazdığın senden olan kitabına yılların deneyimi ve sevgisi ile bakıyor.
-Değil mi ki siz bir kitap yazmışsınız bizim kitap evimizin kapıları size açıktır diyor.
Doğruluğun hiç tanımasan da insanları nasıl buluşturabildiğini görüyorum ,kitaplarımı onun güvenli ellerine teslim ediyorum...
Funda Akpamuk - Ağustos 2013- YAVUZ Kitabevi / İZMİR
19 Ağustos 2013 Pazartesi
GİDİŞLER
Gidişler
kalan için bir ölüm, bir bitiş gibi
sıkıntılıdır. Sanki giden bir daha gelmeyecekmiş gibi can sıkar, yürek
yakar.Bir ucundan tutuşmuş gibi ağır ağır nefesini keser gibi can acıtır, nefes
daralır ,hiçbir şey yapasın gelmez, yaprak kıpırdamaz sanki bedeninde, her şey
sessiz ,ıssız, beklemede gibi kalır.
Gidişler
hele birde dönüşü yokmuş gibi ağır ağır vedalaşıp birbirinden sanki limandan
ayrılan bir gemi edasında süzülürse
karanlığa, sessizce karışırsa bedenin gece karanlığına,süzülüp yitip giderse insanlar
birbirinden ayrılıp…Acı göğüslere saplanır kalır , boğazın düğüm düğüm hiçbir
şey söylemek gelmezse içinden….
Gidişler bir
sabaha uyanınca bedenler yalnız, sessiz,beklemede…
Hep hüzündür
gidişler sılaya ,gurbete döner gönüller
akıl ne yapacağını bilemez sanki şaşkın, ruhlar yorulmuş yalnız kalma
duygusundan…
Gidişler;
dönüşü varsa eğer bir su serpilmesi yüreğe, bir umut hele birde kısa süre ise
dönüş tarihi , biraz burkulsa da toparlanır yürekler, hele bir dönelimse eğer
gidişler ; yüzler güler, bekleyişler
başlar her gidişin ardından…
Göz
görmeyince gönül katlanır demiş ya eskiler nerden bulmuşlar ne güzel
söylemişler. Gidişler bir süre
sonra alışkanlıklarsa eğer ‘’nasılsa dönecek’’ , ‘’bir süre sonra
gelecek inşallah’’, ‘’kısa süreliğine yok birkaç ay sonra burada’’ ise
bekleyişler, umutlar inşa ederek durup bakmak hali…
Yürek
suskun, biraz küskün , oyuncağı alınmış bir çocuk gibi.Bir anlam yüklemeye
çalışıyorum gidişlere…Gidişler bir alışkanlık ise eğer yıllardır her seferinde
gelecekler umuduna karışıyorsa her gidiş hali, yürekler çabuk yoruluyor bunu
hissediyorum bu sabah…/ Funda AKPAMUK -20.08.2013/ İZMİR
17 Ağustos 2013 Cumartesi
funda'nın simgesel güncesi: Elif Şafak'tan yazara 11 öneriYalnızlığa övgüdür ...
funda'nın simgesel güncesi: Elif Şafak'tan yazara 11 öneri
Yalnızlığa övgüdür ...: Elif Şafak'tan yazara 11 öneri Yalnızlığa övgüdür yazmak. Dışa dönüklüğe karşı içe dönüklüğü, eğlenceye ve sosyalleşmeye karşı yalnız ...
Yalnızlığa övgüdür ...: Elif Şafak'tan yazara 11 öneri Yalnızlığa övgüdür yazmak. Dışa dönüklüğe karşı içe dönüklüğü, eğlenceye ve sosyalleşmeye karşı yalnız ...
Elif Şafak'tan yazara 11 öneri
- Yalnızlığa övgüdür yazmak. Dışa dönüklüğe karşı içe dönüklüğü, eğlenceye ve sosyalleşmeye karşı yalnız geçirilecek saatleri/günleri/haftaları/yılları seçmektir. Yazarlar iyi bir dedikodu ya da çılgın bir partinin tadını çıkarabilirler ara sıra ama yazma eylemi ve yaşamlarımızın merkezi saf yalnızlıktır.
- Yazmak ancak yazarak öğrenilebilir. Kulağa pek cazip gelen yetenek, sürecin yüzde 12'sinden fazlası değildir. Çalışmak işin yüzde 80'idir. Kalan yüzde 8, “şans” ve “zamanın ruhu”dur—kısaca, elimizde olmayan şeyler.
- Okuyun. Bolca okuyun. Ama hep aynı yazarları okumayın. Mümkünse geniş çaplı, ne bulursanız okuyun. Kurmaca, bir işleve indirgenemez.
- Okumayı seveceğiniz kitabı yazın. Eğer yazdığınız şeyden zevk alıyorsanız (bu onu yazarken sıkıntı çekmediğiniz anlamına gelmez) muhtemelen insanlar da kitabı okurken aynı şekilde hissedecektir. Yazar ve hikâyesi arasında bir aşk ilişkisi yoksa okurla o hikâye arasında da bir aşk yok demektir.
- Depresyondan korkmayın. Yolculuğun ayrılmaz parçasıdır o. Ama depresyonu romantikleştirmemeye de dikkat edin. İstediği zaman gelip giden özgür ruhlu, güvenilmez bir dost olarak görün onu.
- Kendinize karşı acımasız olun. Kesin. Yıkın. Değiştirin. Sayfaları bütün olarak çıkartın. Kötü yazı kötü ilişki gibidir. Sırf içli dışlı olduğunuz için müptelası olmayın onun. Atın gitsin.
- Karakterlerinize karşı acımasız olmayın ama. Hor görmeyin onları. İşimiz karakterlerimizi yargılamak değil onları anlamak ve diğer insanların anlamasını sağlamaktır. Empati, anahtar sözcüktür.
- Her ne yaparsanız yapın, yazdığınız romanın konusu üzerine konuşmayın. Ajanınız ya da yayıncınızla yiyeceğiniz yemeğin keyfini kaçırmaktan başka işe yaramayacaktır bu. Ne üzerinde çalıştığınızı soruşturduklarında şarabınızdan bir yudum alın ve herhangi bir ipucu vermeyecek ama evrenin gizli güçlerini harekete geçirmeksizin meraklarını uyandırmaya yetecek kadar örtülü birkaç sözcük çıksın ağzınızdan. Bol şans!
- Okurları unutun. Eleştirmenleri unutun. Herkesi unutun. Aslına bakarsanız dışarıda bir dünyanın var olduğunu unutun.
- Tıkanma diye bir şey yoktur. Yine de eğer esininiz tükendiyse İstanbul'a gidin, şehrin kaosu içinde birkaç gün geçirin: gözleyin, dinleyin, martıları besleyin ve aynı anda küçüldüğünüzü ve büyüdüğünüzü hissedin.
- Nihayet, sözünü ettiğim kuralların her birini görmezden gelin. Yazmanın kuralı yoktur. Onun güzelliğidir bu. Kimsenin bizden almasına izin vermememiz gereken özgürlüğün ta kendisidir.
Kategori: YAZAR SÖYLEŞİ VİDEO, YAZMA TEKNİKLERİ
- See more at: http://merakli-kedi-yazarlik.blogspot.com/2013/08/elif-safak-yazara-11-oneri.html#sthash.uD4UrHQO.dpuf
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)