28 Mayıs 2013 Salı


SAHİBİNİN YANSIMALARI
Satılık bahçeli bir ev; üstüne  ‘’satılık’’ levhası asmışlar… Uzun süredir levhanın üzerinde olduğu belli, rüzgarla tembel tembel sallanıyor. Çengeloğlu sokağı levhası da üzerinde , küçücük bir Çengelköy sokağına ev sahipliği yapıyor sanki  levhası ile birlikte bu küçük eski ev…
Yıllar öncesinde kurulmuş küçük esnaf dükkanları bu sokakta, tutundukları yerde hala bir kaldırımın kenarlarına sıkışmış bahar çiçekleri gibi yaşamaya çalışıyor. Küçük eski bir elektrikçi dükkanı yandaki eski bir evin alt katında önüne tahta saksılar içinde sardunyalar ,renkli çiçekler dikilmiş; baharla,yazla bağlantı kurmuş sanki hafif esen rüzgarla sallanıp duruyorlar.
Oturduğum yer bir kafe, kahvemi söylüyorum;güler yüzlü emektar bir hanım keyifli,köpüklü bir kahve getiriyor.Masalar turkuaz,camlarda ucuz dantel perdeler her şey basit,sade ve mekana ait...Sahibinin Yansımaları sanki her dokunmuşlukta,renklerde,tahta sandalyelerde,dükkana girişte kullanılan dantelden keserek yapılmış   sineklikte, turkuaz tahta yuvarlak masalarda…
Her masada küçük bir fesleğen çiçeği hem yeşil,hem buraya ait,güneş altında tatlı tatlı sallanıyorlar rüzgarla kokusu burnuma bir değiyor bir geçiyor.Kapı girişinde mavi boyalı bir kuş kafesi  içi boş ama yan bahçelerde kuşlar ‘’biz buradayız, özgürüz’’ diye cıvıldayıp duruyorlar.
İçeride yaşanmışlıklar var; eski aynalar,eski bir konsol,eski bir plak dolabı,birkaç koltuk,turkuaz,yeşil seramikler hep size eşlik ediyor…Dışarıya okunsun diye bir gazetelik konmuş isteyenlere; dergiler,gazeteler var üzerinde…Sanki buraya ait değillermiş amma velakin gelenlerden isteyen olursa diye okurlarını bekliyor...
                                                              Funda AKPAMUK-  24.05.2013/ Çengelköy-  İSTANBUL                                      ''İstanbul'u Yazıyorum''  Yazı Gurubuyla keyifli bir yazı gününden,devamı bende isteyenlere anlatırım:)                                

18 Mayıs 2013 Cumartesi

bu gün şiirlerle başladı günüm;
hep içinde umut vardı ileriye doğru iteleyen,
sev diye bağıran,
çocukluğun bitmesin diyen,
var olduklarını hissettiren ,
bu gün bunları paylaşalım dedi yüreğim,çoğalarak...F.Akpamuk

Özdemir ASAF ile başladı herşey :

Kazandıklarım bitti, yitirdiklerim kaldı.


Söylediklerim gitti, dinlediklerim kaldı

Bir bilmek ülkesinin, düşün iline vardım.

Öğrettiklerim gitti, öğrendiklerim kaldı.

Özdemir Asaf

***
İlhan BERK ile devam edelim...

Ateşböcekleri girecek denli alçacıktı penceremiz,


hiç basamak yoktu sevinçlere,

bin uykuyla dolu ve uykusuzduk;

biz hep böyle güzeldik ve çocuktuk...!

İlhan BERK


9 Mayıs 2013 Perşembe

CAN YÜCEL'DEN...

CAN YÜCEL'DEN ...
Ne olmasını bekliyorsun? Hayatın sana ne sunmasını bekliyorsun? Dün akşam hayalini kurduğun şeylerin, sabah olunca gerçekleşeceğini mi umuyorsun?

Yanlış Hayatın Peşinde Koşmayacaksın! Sistem böyle çalışmıyor! Düşünce gücü, metafizik, parapikoloji, yoga, meditasyon, aklına her ne geliyorsa, neye inanıyor ve peşinden gidiyorsan, hepsi bir yerde tıkanıp kalacaktır!

Ummakla, dilemekle olmuyor, ayağa kalkacaksın! Her şeyden önce farkına varacaksın! Hangi öğretiye inanırsan inan, üstün körü anlamayacaksın. Bir bilgiyi gerçekten hayatında uygulayamıyorsan, o bilgiye sahip olduğun yanılgısına kapılmışsın demektir. Kendini kandırmayacaksın!

Gerçekleri anlayacak, sonu her ne olursa olsun kabul edeceksin. Bazen bildiklerin, öğrendiklerin acı verir. Onu da yaşayacaksın. Önce kendinin, ne olduğunun, nelere sahip olduğunun, gücünün, yeteneklerinin, bu hayata neden geldiğinin farkına varacaksın.

Hayatını, gereksiz şeyler uğruna harcamayacaksın. Kalbinde yaşadığın her duyguyu aşk sanıp, peşinden çöllere düşmeyeceksin. Aşkın adını ağzına almadan önce, uzun uzun düşüneceksin. Yüreğinle yüzleşeceksin. Sevgiyi, tutkuyu, şehveti, alışkanlığı, çekimi, aşkı birbirinden ayırt edeceksin.

Hiç kimsenin ve hiçbir şeyin senden daha önemli olduğunu düşünmeyeceksin. Bedenine, ruhuna, aklına sahip çıkacaksın. Hak etmeyenin ardından yas tutup, bunu da aşka bağlayıp, aşkın şanını kirletmeyeceksin. Kendini tanıyacaksın, hem de çok iyi tanıyacaksın! Kimleri, neden ve niçin seçtiğini bileceksin.

İnsanız hepimiz, elbette zayıflıklarımız, düşkünlüklerimiz, saflıklarımız var ancak kendi huylarını, eksiklerini iyi tahlil edeceksin. Ardından gözyaşı döktüğünün adını doğru koyacaksın! Yıllar süren yaslar yaşayıp, unutamadığını iddia edeceğine, neden hayatına başlayamadığını çözeceksin. Korkularınla yüzleşeceksin.

Yattığın yerden, kurduğun hayale uygun bir beyaz atlı prens beklemeyeceksin. Aklın çalışacak, elin ekmek tutacak, kimseye boyun eğmeden yaşamanın lezzetini bileceksin. İster kocan olsun, ister oğlun, ister anan, ister baban, kimsenin sevgisiyle hükmünü birbirine karıştırmayacaksın. Ezilen, zavallı, akılsız olmak kazandırır gibi dursa da, sonunda mutlak kaybettirir; bunu unutmayacaksın!

Başkalarına değil, kendi gücüne inanacaksın. Birinin boynuna asılarak durursan, karşındakini yormakla kalmazsın, bir gün kendi kolların bile çekemez ağırlığını düşersin; kimseye dayanmayacaksın! Dünya da sensin, evren de! Kendini geliştireceksin. Büyüyeceksin, olgunlaşacaksın. Ruhunu da, aklını da bedenin gibi besleyeceksin. Önce sen büyük olacaksın, farkında olacaksın, sonra dünyanın zevklerinin, aşkın, hayatın tadını çıkaracaksın. Emanet hayatlara tutunup, ömrünü harcamayacaksın. Ne olmasını bekliyorsan, sen öyle oturdukça, olmayacak. Boşuna hayal kurmayacaksın!

"CAN YÜCEL"